EVLİLİK YEMİNİ NEDEN UNUTULUYOR?
Evlilik yemini neden unutuluyor?
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız,
Nikâh törenlerinde “iyi günde, kötü günde; hastalıkta ve sağlıkta; varlıkta ve yoklukta birbirimizin yanında olacağız” anlamına gelen sözler verilir.
O gün herkes mutludur. Yüzlerde tebessüm, gözlerde umut vardır. İki insan, hayatlarını birleştirirken birbirlerine söz verir.
Peki, sonra ne oluyor?
Bir zamanlar büyük bir heyecanla verilen bu sözler, yıllar içinde neden unutulabiliyor? Neden bazı evlilikler, huzurun ve güvenin yuvası olması gerekirken tartışmaların, kırgınlıkların ve sonunda ayrılığın yaşandığı bir ortama dönüşüyor?
Aslında mesele sadece insanların birbirini sevmemesi değildir.
Çünkü evlilik yalnızca sevgiyle yürüyen bir kurum değildir. Sevgi kadar saygıya, sabra, fedakârlığa, sadakate ve sağlıklı iletişime de ihtiyaç vardır.
evlilik, sadece güzel günlerin ortaklığı değildir
İnsanlar evlenirken genellikle güzel günleri düşünür. Birlikte yapılacak tatiller, kurulacak yuva, çocuklar, ortak hayaller…
Oysa hayatın içinde hastalık da vardır, ekonomik sıkıntı da, işsizlik de, yorgunluk da, anlaşmazlık da.
Evlilik yemininin gerçek anlamı işte tam burada ortaya çıkar.
Çünkü kolay günlerde herkes birbirinin yanında olabilir. Önemli olan, zor gün geldiğinde verilen sözün hatırlanmasıdır.
Evlilik, “Seni yalnızca mutlu olduğunda değil, hayatın bütün yükleriyle birlikte kabul ediyorum” diyebilmektir.
günümüz evliliklerinin önemli sorunlarından biri: beklentiler
Bugün evlilikten çok şey bekliyoruz.
Eşimiz bizi her zaman anlamalı, her zaman mutlu etmeli, bütün ihtiyaçlarımızı karşılamalı, hiç hata yapmamalı…
Fakat karşımızdaki insanın da bizim gibi kusurları, korkuları, alışkanlıkları ve zayıflıkları var.
Belki de evlilikte en büyük yanılgılardan biri, kusursuz bir eş aramaktır.
Oysa önemli olan kusursuz bir insan bulmak değil; iki kusurlu insanın birbirine rağmen değil, birbirine destek olarak hayat kurabilmesidir.
sevgi kadar iletişim de önemlidir
Birçok evlilikte sorun, sevgisizlikten önce iletişimsizlikle başlıyor.
Eşler birbirleriyle konuşmak yerine susuyor, kırgınlıklarını biriktiriyor ve karşı tarafın kendilerini anlamasını bekliyor.
“Beni seviyorsa zaten anlamalı.”
Oysa kimse başkasının zihnini okuyamaz.
Bir evlilikte “Sen zaten böylesin” demek yerine, “Bu davranışın beni incitti” diyebilmek büyük bir fark yaratır.
Haklı çıkmaya çalışmak yerine problemi çözmeye çalışmak gerekir.
Çünkü evlilikte asıl amaç tartışmayı kazanmak değil, ilişkiyi kaybetmemektir.
sadakat sadece aldatmamak değildir
Sadakat denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca aldatmamak gelir.
Oysa sadakat daha geniş bir kavramdır.
Eşini başkalarının yanında küçük düşürmemek, onun özelini başkalarına anlatmamak, güvenini kötüye kullanmamak, zor gününde yanında olmak da sadakatin bir parçasıdır.
İnsan bazen eşinin bedenine değil, kalbine ve güvenine ihanet eder.
Bu yüzden evlilikte sadakat, yalnızca “başka birine gitmemek” değil, kendi eşinin güvenini korumaktır.
sosyal medya da evlilik algımızı değiştiriyor
Bugün insanlar başkalarının hayatlarını sürekli görüyor.
Mutlu çiftler, romantik tatiller, pahalı hediyeler, kusursuz aile fotoğrafları…
Fakat kimse o fotoğrafın arkasındaki tartışmaları, ekonomik sıkıntıları veya aile içindeki sorunları görmüyor.
Böylece insan kendi hayatını başkasının vitriniyle karşılaştırıyor:
“Biz neden onlar gibi değiliz?”
Oysa hiçbir evlilik dışarıdan göründüğü kadar kusursuz değildir.
Evlilik, başkalarına güzel görünmek için değil, iki insanın birbirinin yanında huzur bulması için yaşanır.
“ben”den “biz”e geçebilmek
Modern hayat bize bireyselliğimizi korumayı öğretiyor. Bu elbette önemlidir.
Fakat evlilikte sadece “Ben ne istiyorum?” sorusuyla hareket etmek yeterli değildir.
Bir de “Bizim için ne doğru?” sorusunu sormak gerekir.
Evlilikte iki insan vardır ama ortak bir hayat vardır.
Bu nedenle sağlıklı evlilik, insanın kendisini tamamen kaybetmesi değil; “ben” ile “biz” arasında bir denge kurabilmesidir.
evlilik emek ister
Belki de en önemli nokta budur.
Evlilik kendi kendine yürümez.
Bir çiçeğin suya ihtiyacı olduğu gibi, evliliğin de ilgiye ihtiyacı vardır.
Bir teşekkür…
Bir özür…
Bir sarılma…
Birlikte içilen kahve…
Telefonu bir kenara bırakıp eşini gerçekten dinlemek…
Zor bir günün sonunda “Bugün nasılsın?” diye sormak…
Bunlar küçük şeyler gibi görünür.
Ama büyük evlilikleri çoğu zaman bu küçük davranışlar ayakta tutar.
evlilik yemini ne zaman anlam kazanır?
Nikâh masasında “iyi günde ve kötü günde” demek kolaydır.
Asıl mesele, kötü gün geldiğinde bunu hatırlamaktır.
Eşimiz hastalandığında…
Ekonomik sıkıntı yaşadığımızda…
Birbirimize kızdığımızda…
Hayallerimiz gerçekleşmediğinde…
Hayat istediğimiz gibi gitmediğinde…
İşte o zaman verilen sözlerin gerçek anlamı ortaya çıkar.
Çünkü söz, davranışa dönüşmediği sürece yalnızca sözdür.
Elbette her evlilik ne pahasına olursa olsun sürdürülmek zorunda değildir. Şiddet, ağır istismar ve güvenliği tehdit eden durumlar ayrı değerlendirilmelidir. Sabır, insanın onurunu ve güvenliğini yok saymak anlamına gelmez.
Fakat çözülebilecek birçok sorun da daha ilk ciddi krizde “Bitti” denilerek sonlandırılmamalıdır.
Bazen ihtiyaç duyulan şey ayrılık değil; konuşmak, anlamak, değişmek ve gerekirse profesyonel destek almaktır.
son söz
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Evlilik yemini gerçekten unutuldu mu, yoksa onu günlük hayatımızda yaşatmayı mı unuttuk?
Nikâh bir gündür.
Düğün birkaç saattir.
Ama evlilik, o gün verilen sözlerin yıllar boyunca davranışa dönüştürülmesidir.
Aileyi sadece aynı evde yaşamak oluşturmaz.
Aileyi güven, sadakat, saygı, merhamet, sabır ve emek oluşturur.
Ve belki de evlilik hakkında hatırlamamız gereken en önemli cümle şudur:
İyi evlilik, hiç sorun yaşamayan evlilik değildir. Sorunlar çıktığında birbirini düşman değil, hayat arkadaşı olarak görebilen evliliktir.
Nikâh masasında verilen “evet” önemlidir.
Fakat asıl önemli olan, hayatın her zor gününde o “evet”in anlamını yeniden hatırlayabilmektir.
Vesselam.
Nevzat AKSOY
