HAKİKATİN TARAFINDA OLMAK
HAKİKATİN TARAFINDA OLMAK
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız, hepinize dua ve selamla yazıma başlıyorum.
Eleştiri, çoğu zaman yanlış anlaşılmış bir erdemdir. Oysa hakiki bir niyetle yapılan eleştiri, yıkmak için değil; inşa etmek için vardır. Ülkesini ve milletini seven bir kulvarda yürüyen insan, alkışın cazibesine kapılmadan kusurları da görebilme cesaretini gösterendir. Çünkü sevgi, kör bir bağlılık değil; iyileştirme iradesiyle beslenen bir sorumluluktur.
Gerçekçi bir niyet, insanın önce kendi aynasına bakabilmesini gerektirir. Toplumlar da böyledir: Kendine dürüstçe bakabilen milletler, tarih sahnesinde uzun soluklu olur. Bugün ise çoğu zaman eleştiri ile düşmanlık, sadakat ile körlük birbirine karıştırılmaktadır. Oysa eleştiri; hakaretten, önyargıdan ve ideolojik saplantılardan arındığında bir aydınlanma kapısı aralar. Bu kapıdan giren toplum, ne kadar iyi, ne kadar eksik olduğunu berrak bir şekilde görür.
Gerçek eleştiriden uzaklaşıldığında ise tablo sislenir. Başarılar abartılır, hatalar görmezden gelinir ya da tam tersine yalnızca olumsuzluklar büyütülür. Böyle bir atmosferde sağlıklı bir muhasebe yapmak mümkün değildir. Hâlbuki milletlerin ilerlemesi; duygusal savunma refleksleriyle değil, aklın ve vicdanın rehberliğiyle mümkündür. Doğruyu savunmak, yanlışın karşısında durmak ve bunu yaparken hiçbir yanlı görüşün gölgesine sığınmamak, bir ülkeye yapılabilecek en büyük iyiliklerden biridir.
Tarafsızlık burada pasif bir konum değildir; aksine aktif bir bilinç hâlidir. Hakikatin tarafında olmak, rüzgârın yönüne göre saf değiştirmek değil; ilkelerle sabit kalabilmektir. Bu duruş, toplumun ortak aklını güçlendirir. Çünkü doğru bir algı, sağlam bir temele benzer: Üzerine kurulan her yapı daha dayanıklı olur. Yanlış algılar ise zemini çürütür; en görkemli yapılar bile en küçük sarsıntıda yıkılabilir.
Eleştiri kültürü gelişmiş toplumlarda fikir ayrılıkları bir çatışma sebebi değil, zenginlik vesilesidir. Her farklı ses, büyük bir orkestranın notasına dönüşür. Ancak bu armoni, karşılıklı saygı ve iyi niyetle mümkündür. Eleştiri; kişileri değil fikirleri hedef aldığında, öfke yerine çözüm önerdiğinde, yıkım yerine onarımı amaçladığında gerçek değerine ulaşır.
Ülkeye kök salacak doğru bir algı, ancak dürüst bir yüzleşmeyle mümkündür. Bu yüzleşme; geçmişi inkâr etmek değil, ondan ders çıkarmaktır. Mevcut durumu romantize etmek değil, objektif bir terazide tartmaktır. Geleceği ise hayal ile değil; plan ve emekle kurmaktır. İşte bu bilinç, toplumsal hafızayı güçlendirir ve ortak bir istikamet duygusu kazandırır.
Sonuç olarak, ülkesini ve milletini seven insan; suskunlukla değil, sorumlulukla hareket eder. Eleştiriyi bir ayrılık değil, bir bağlılık biçimi olarak görür. Çünkü bilir ki hakikat, tarafgirliğin dar kalıplarına sığmaz. Doğrunun ve gerçeğin tarafında olmak, en büyük vatanseverliktir. Ve ancak bu bilinç kök saldığında, bir ülke hem kendini tanıyabilir hem de yarınlarını daha sağlam adımlarla inşa edebilir.
Vesselam.
Nevzat AKSOY
