CUMHURBAŞKANIMIZ İÇİN YOL AYRIMI: YA TEMİZLİK YA SİYASİ BEDEL!
TARİHİ YOL AYRIMI:
YA ARINMA VE YENİDEN YAPILANMA YA DA MİLLETİN SEÇİMLE TASFİYESİ
Fon Krizi, Ekonomik Güvenlik, Kamu Güvenliği ve Siyasi Sorumluluk…
Ayrıntısını buradan izleyiniz.
Sayın Cumhurbaşkanım, önünüzde tarihî bir tercih var: Devletin ve milletin menfaatleri mi, yoksa çevrenizdeki menfaat grupları mı?
Türkiye, fon tartışmaları ve yolsuzluk iddiaları üzerinden ekonomiye ve siyasete duyulan güvenin aşındığı kritik bir dönemden geçiyor. Kamuoyunun beklentisi açıktır: İddialar araştırılsın, suç varsa kim olduğuna ve hangi partiden geldiğine bakılmaksızın gereği yapılsın.
Muhalefetin mensuplarına yönelik suç iddialarını gündeme getirmek, iktidarın kendi çevresindeki iddialara cevap değildir. Bir tarafın suçu, diğer tarafın suçunu aklamaz.
Devleti yönetme sorumluluğu taşıyan iktidar, hukuk düzeninin işlemesinden, kamu kaynaklarının korunmasından ve suçla mücadeleden de sorumludur.
Çevrenizdeki bazı isimler ve kamuoyuna yansıyan mal varlığı iddiaları hakkındaki soru işaretleri, destekçileriniz arasında dahi ciddi bir rahatsızlık doğuruyor. Bu iddialar bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılmalı; kamu görevlerinde liyakat ve hesap verebilirlik esas alınmalıdır. Aksi hâlde, kadrolarınızın ilgisi kanıtlanmamış iddialar dahi ailenize ve şahsınıza yönelik iftiralara zemin hazırlayabilir. Nitekim bu iftiralar başlamıştır.
Bugün yapılması gereken, eleştirileri bastırmak veya karşı tarafın kusurlarını öne sürmek değil; iktidarın içindeki, hatta siyasetin ve devletin içindeki menfaat odaklarını tasfiye etmek, devletin itibarını korumak ve millete güven vermektir.
Sizi yıllardır destekleyen, sizinle aynı siyasi mücadeleyi paylaşan insanların da beklentisi budur. Fon ve borsa krizi, siyaseti ve bürokrasiyi temizlemek için tarihî bir fırsata dönüştürülebilir. Aksi hâlde bugün görmezden gelinen sorunların siyasi bedelini yarın bütün bir kadro ödeyebilir.
Tarih, liderlerin yalnızca düşmanları tarafından değil, yanlış tercihler yapan çevreleri tarafından da nasıl zayıflatılabildiğini gösteriyor. Atatürk’ün son dönemindeki yönetim çevresine ilişkin tarihî tartışmalardan çıkarılacak ders de şudur: Bir liderin en büyük zaafı, kendisine ulaşan gerçekleri süzen ve saklayan bir çevrenin esiri hâline gelmesidir.
Sayın Cumhurbaşkanım, karar vakti gelmiştir…
Ya devletin ve milletin hakkını koruyarak gereken temizliği yapacaksınız ya da başkalarının yanlışlarının siyasi ve tarihî sorumluluğunu da üstleneceksiniz.
Millet, kendisinden fedakârlık bekleyen yöneticilerinden önce adalet, dürüstlük ve hesap verebilirlik bekliyor.
Vakit, mazeret üretme değil; gereğini yapma vaktidir.
CUMHURBAŞKANIMIZA AÇIK VE ACİL TALEPLERİMİZ
1. Fon iddiaları bağımsız biçimde soruşturulsun. Fonların kuruluşu, yönetimi, para hareketleri, yatırımcıların zararları ve varsa kamu görevlilerinin sorumluluğu incelensin. Soruşturmanın sonuçları, hukuki sınırlar gözetilerek kamuoyuyla paylaşılsın.
2. İddiaların üzerine siyasi ayrım gözetmeden gidilsin. İktidar veya muhalefet mensubu olması fark etmeksizin, suç şüphesi bulunan herkes hakkında hukuk çerçevesinde işlem yapılsın. Hiç kimse siyasi kimliği nedeniyle korunmasın.
3. Kamu kaynakları ve mal varlığı iddiaları araştırılsın. Kamu görevlileriyle ilgili mal varlığı, gelir kaynakları ve olası çıkar çatışmaları hukuka uygun biçimde incelensin. Usulsüzlük kanıtlanırsa gerekli idari ve adli işlemler yapılsın.
4. Liyakat ve hesap verebilirlik esas alınsın. Kamu görevlerine atamalarda akrabalık ve yakınlık değil, liyakat belirleyici olsun. Çıkar çatışması şüphesi bulunan atamalar gözden geçirilsin.
5. Soruşturmaların önündeki engeller kaldırılsın. Denetim kurumlarının, müfettişlerin, savcılıkların ve yargının görevlerini hukuka uygun, etkili ve bağımsız biçimde yerine getirmesi sağlansın.
6. Kamuoyuna düzenli bilgi verilsin. Hangi işlemlerin başlatıldığı, hangi denetimlerin yapıldığı ve hangi sonuçlara ulaşıldığı; soruşturma gizliliği ve masumiyet karinesi korunarak açıklansın.
7. Siyasi sorumluluk üstlenilsin. Başka partilerin kusurlarını gündeme getirmek yerine, iktidarın kendi bünyesindeki sorunlarla yüzleşilsin. Sorumluluğu tespit edilen kişiler hakkında gerekli kararlar gecikmeden alınsın.
8. Ekonomik güveni yeniden tesis edecek adımlar atılsın. Yatırımcıların hakları korunsun, mağduriyet iddiaları incelensin, mali denetimler güçlendirilsin ve kamu yönetiminde şeffaflık artırılsın. Ülke değerleri ve THY gibi küresel şirketlerin değerleri dünya borsalarında hızla düşmektedir.
9. Hükümet muhalefetin yaptıklarını ortaya çıkartmaktadır. İktidarın asıl görevi suçu ortaya çıkartmak değil, suça engel olmaktır.
Son Sözümüz
Sayın Cumhurbaşkanım, bu talepler herhangi bir siyasi grubun değil, devletine ve milletine bağlı insanların beklentisidir. Beklentimiz ayrıcalık değil adalet, propaganda değil şeffaflık, korumacılık değil hesap verebilirliktir.
Bugün atacağınız kararlı adımlar, yalnızca iktidarınızın değil, devlet kurumlarına duyulan güvenin de geleceğini belirleyecektir. DÜNYA BORSALARINDAKİ ŞİRKETLERİMİZİN DEĞERİNİ BELİRLEYECEKTİR.
Ailenize de iftiralar başlamıştır. Seçimin kaybedilmesi durumunda muhalefet ve FETÖ el ele cadı avına başlayacaktır. Çok ciddi mağduriyetler yaşamanız mukadderdir.
Milletin emanetini koruyun. Yanlış yapan kim olursa olsun gereğini yapın. Devletin itibarını şahısların ve çıkar çevrelerinin üzerinde tutun.
Toparlarsak;
Cumhurbaşkanımız ciddi bir yol ayrımında. Bir yanda vatan ve milletin selameti, kendisi ve ailesinin itibarını kurtarma, diğer yanda foncu, menfaatçi, hırsız takımına göz yumma, görmezden gelme ya da himaye etme.
Cumhurbaşkanımız bu tercihi çok hızlı bir şekilde yapmalı, yoksa ülkenin geleceğini de ciddi manada etkileyen sonuçlar doğurabilecek durumda fon krizi.
Fon krizi ile Türkiye’de ekonomiye olan güven, Türk ekonomisine olan güven süratle azalmaya devam ediyor. Fon krizine karşılık şimdi muhalefetin de yaptığı hırsızlıklar, en son eski Şişli Belediye Başkanı’nın oğlunun yaptığı hırsızlıklar vesaire gündeme geldi. Yani iktidar kendi çevrelerindeki yapılanları muhalefetteki aynı benzer suçları ortaya şimdi çıkartarak örtmeye çalışıyor gibi bir izlenim var.
Şunu çok açık ifade ediyoruz. Ülkeyi yöneten iktidar kendi tarafının yaptığı hırsızlıkdan da muhaliflerin yaptığı hırsızlıkdan da sorumludur. Neden? Çünkü kolluk kuvveti senin, hâkim, savcı senin, gözetleme, tedbir alma, suça engel olma görevi de senin görevin. Yani enteresan bir şey. Sanki yani iktidarda Türkiye’de herhangi bir siyasi parti kendi ayıplarına karşılık diğer siyasi partilerin mensuplarının ayıplarını öne sürüyor gibi gerçekten enteresan bir algı var.
Bu foncu Fatma Betül Sayan Kaya’nın ailesinde de anası, danası vesairesinin üzerinde de bir yığın gayrimenkul, arazi ve benzeri çıktı. Onun ablası Finlandiya’ya büyükelçi olarak görevlendirilmiş. Yani insanlar sosyal medyada gördüğüm kadarıyla ve bunların büyük çoğunluğu da AK Partili ya da muhafazakâr insanlar kendileriyle alay edildiğini düşünüyorlar.
Cumhurbaşkanımıza ben ayrıca şunu da özellikle göstermek isterim. Geçen gün yine sosyal medyada bir şey gördüm. Fondan damadı Berat ve oğlu Bilal’in 480 milyar dolar tokatladığı ile ilgili bir asılsız haber vardı. Eğer Cumhurbaşkanımız göstererek hızlı ve sert tedbirler almazsa bu yapılanların uzanımı ailesine iftira olarak sıçrayacaktır ve savunulabilecek hiçbir şey kalmayacaktır.
Bir diğeri de yine özellikle Cumhurbaşkanımızı destekleyen, onun yanında olan geçmişinde onunla mücadelesini paylaşan insanlar da benim gibi düşünüyor. Diyorlar ki bu durum “AK Parti’de, yani siyasette ve bürokraside kötüleri tasfiye etmek için büyük bir fırsat. Cumhurbaşkanı bu krizi fırsata dönüştürmeli ve süratle bu menfaatperest, merhametsiz, Allah’tan korkmayan, devlet malını istismar etmekten, milletin parasını istismar etmekten haya etmeyen insanları bir an evvel tasfiye etmelidir. Yoksa Büyük Türk Milleti seçimlerde bizi tasfiye edecek.” diye çok açık olarak ifade ediyorlar. Milletin bu tasfiyesinin sonucunda da cumhurbaşkanımıza şahsi husumet besleyenlerin apaçık sözleri… “O’na zindanları dar edeceğiz, O’nu ailesiyle yargılayacağız, dünyada kaçacak kendisine yer bulsun…” gibi beyan ve ifadelerin de muhatabı olması Cumhurbaşkanımızı ve bizleri fevkalade rencide eder, etmektedir.
Cumhurbaşkanımız ivedilikle gereğini yapmalıdır. Kendisinden birçok şeyin saklandığını düşünüyorum ve 1935’li, 1936’lı, 37’li yıllarda Atatürk çevresini nasıl bir hatayla oluşturduysa ve çevresi onu nasıl aldattıysa Cumhurbaşkanımızın da Rahmetli Atatürk’le benzer bir hataya düştüğünü ve bunun da şahsı için ciddi bir felaket olacağını değerlendiriyorum.
Cumhurbaşkanımız Tıpkı 15 Temmuz sürecinde olduğu gibi bu fon krizini milletimiz ve kendi siyaseti için fırsata dönüştürmelidir. Gerçekten de bu süreç ciddi bir tasfiyeyi sonrasında yeniden yapılanmayı gerektirmektedir. Cumhur İttifakı’nın, özellikle de AKPARTİ’nin bu değişime, tasfiyeye ve yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardır…
Devletimize, milletimize ve mazlum insanlara merhameti olmayan, Allah’tan korkmayan bu insanlara merhamet etmek hiç de uygun bir hal tarzı değildir. Zalime merhamet, mazluma zulümdür…
Cumhurbaşkanımızdan ivedilikle gerekli tasfiyeyi yapmasını ve siyaseti yeniden yapılandırmasını bekliyoruz.
Yeniden yapılanmada, millete, milletin değerlerine ve Devletimiz bağlı fedakâr, çalışkan, liyakatli, ehliyetli insanların görev almasını Aziz Milletimiz Cumhurbaşkanımızda beklemektedir…
E. Yb. Halil MERT
Strateji ve Psikolojik Harp Uzmanı
