Dolar 44,0682
Euro 51,2538
Altın 7.266,98
BİST 13.078,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 10°C
Parçalı Bulutlu
Trabzon
10°C
Parçalı Bulutlu
Cum 11°C
Cts 8°C
Paz 7°C
Pts 8°C












Reklam

ABD –İSRAİL –İRAN GERİLİMİ VE TÜRKİYE ’ye YANSIMALARI: BÖLGESEL SAVAŞIN EŞİĞİNDE BİR COĞRAFYA

ABD –İSRAİL –İRAN GERİLİMİ VE TÜRKİYE ’ye YANSIMALARI: BÖLGESEL SAVAŞIN EŞİĞİNDE BİR COĞRAFYA
3 Mart 2026 11:10
277
A+
A-

ABD –İSRAİL –İRAN GERİLİMİ VE TÜRKİYE ’ye YANSIMALARI: BÖLGESEL SAVAŞIN EŞİĞİNDE BİR COĞRAFYA

NEVZAT AKSOY

Değerli okuyucularımız, bu mübarek Ramazan-ı Şerif ayında, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin bölgemize ve ülkemize etkilerini değerlendirmek üzere kaleme aldığım bu yazıya başlarken; savaşın, zulmün ve hukuksuzluğun son bulmasını temenni ediyorum.
Orta Doğu, son yılların en tehlikeli jeopolitik kırılmalarından birine sahne olmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in, İran’a yönelik başlattığı askeri harekât; yalnızca üç ülke arasında cereyan eden bir güç mücadelesi değil, aynı zamanda küresel dengeleri etkileyebilecek geniş çaplı bir kriz potansiyeli taşımaktadır. Çatışmaların seyri ve ortaya çıkardığı riskler, bölgenin önemli aktörlerinden biri olan Türkiye açısından da çok boyutlu sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Son gelişmelere göre ABD ve İsrail’in, İran’ın stratejik askeri altyapılarına yönelik operasyonlar gerçekleştirdiği; buna karşılık İran’ın da hem İsrail’e hem de ABD’nin bölgedeki askeri varlıklarına füze ve insansız hava araçlarıyla misillemede bulunduğu görülmektedir. Taraflar arasındaki bu yoğun askeri hareketlilik, bölgesel ölçekte yeni cephelerin açılabileceğine dair endişeleri artırmaktadır. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, operasyonların uzun sürmeyeceğini ve askeri hedeflerin kısa sürede etkisiz hale getirileceğini savunmaktadır. Ancak sahadaki gelişmeler, krizin kontrol altında tutulmasının her geçen gün daha da zorlaştığını göstermektedir.
Çatışmanın İran sınırlarıyla sınırlı kalmadığına dair haberler, Körfez bölgesindeki bazı ülkelerin de dolaylı biçimde risk altına girdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, savaşın bölgesel ölçekte yayılma ihtimalini güçlendirmektedir. Orta Doğu’nun kırılgan güvenlik mimarisi dikkate alındığında, herhangi bir yanlış hesaplama ya da kontrolsüz tırmanma, daha geniş çaplı ve yıkıcı sonuçlar doğurabilecek bir savaşa zemin hazırlayabilir.
Türkiye ise bu gelişmeler karşısında temkinli ve dengeli bir politika izlemeye çalışmaktadır. Ankara, çatışmaya doğrudan taraf olmayacağını açık bir şekilde ifade ederken; Türk topraklarının, hava sahasının ve deniz yetki alanlarının bu savaşta kullanılmayacağını vurgulamaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da hem ABD–İsrail hattındaki saldırıları hem de İran’ın misillemelerini uluslararası hukuk bağlamında eleştirerek diplomasi çağrısında bulunmaktadır. Türkiye’nin önceliği, gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemek ve tarafları yeniden müzakere zeminine çekmektir.
Bununla birlikte Türkiye açısından riskler yalnızca diplomatik boyutla sınırlı değildir. Coğrafi konumu nedeniyle çatışma alanına komşu olan Türkiye, güvenlik tehditlerine karşı dikkatli olmak zorundadır. İran’da yaşanabilecek uzun süreli bir istikrarsızlık, sınır güvenliği üzerinde baskı oluşturabilir. Olası göç hareketleri, özellikle doğu sınırlarında yeni insani ve güvenlik sorunlarını beraberinde getirebilir.
Ekonomik etkiler de göz ardı edilmemelidir. Bölgedeki askeri gerilim, enerji arz güvenliği ve petrol fiyatları üzerinde doğrudan etkili olabilir. Enerji ithalatçısı bir ülke olan Türkiye için petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, enflasyon ve cari açık üzerinde baskı oluşturacaktır. Ayrıca İran ile sınır ticareti ve turizm hareketliliği, çatışma ortamından olumsuz etkilenebilir; özellikle sınır illerinde ekonomik daralma riski ortaya çıkabilir.
Sosyal ve insani boyutta ise olası bir mülteci akını ihtimali dikkat çekmektedir. Türkiye hâlihazırda milyonlarca göçmene ev sahipliği yaparken, yeni bir göç dalgası kamu hizmetleri, istihdam piyasası ve toplumsal dengeler üzerinde ek yük oluşturabilir. Bunun yanında savaş atmosferi, iç politik söylem ve toplumsal kutuplaşma üzerinde de dolaylı etkiler meydana getirebilir.
Uluslararası toplum da gelişmeleri kaygıyla izlemektedir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere çeşitli uluslararası aktörler, taraflara itidal çağrısında bulunmakta ve uluslararası hukukun korunması gerektiğini vurgulamaktadır. Sivil kayıpların artması ya da çatışmanın yayılması, küresel ölçekte daha sert diplomatik ve ekonomik yaptırımları gündeme getirebilir.
Önümüzdeki süreçte üç temel senaryo öne çıkmaktadır. Birincisi, çatışmanın sınırlı kalması ve tarafların kontrollü bir gerilim yönetimiyle süreci dondurmasıdır. İkincisi, bölgesel aktörlerin daha aktif biçimde sürece dahil olmasıyla savaşın genişlemesidir. Üçüncüsü ise yoğun diplomatik baskı sonucunda ateşkes ve müzakere sürecinin başlatılmasıdır. Hangi senaryonun gerçekleşeceği; yalnızca askeri kapasitelere değil, aynı zamanda siyasi iradeye ve uluslararası arabuluculuk çabalarına bağlı olacaktır.
Türkiye açısından en rasyonel yol; mevcut denge politikasını sürdürmek, askeri çatışmanın dışında kalmak ve diplomatik kanalları açık tutmaktır. Ancak ekonomik ve sosyal etkilerden tamamen kaçınmak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle Ankara’nın hem güvenlik, hem ekonomi hem de insani alanlarda çok katmanlı bir hazırlık içinde olması gerekmektedir.
Sonuç olarak ABD–İsrail–İran hattındaki gerilim, yalnızca üç ülkeyi değil; tüm bölgeyi ve dolaylı olarak küresel sistemi etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye ise bu kırılgan jeopolitik denklemde hem risklerle hem de diplomatik fırsatlarla karşı karşıyadır. Sürecin nasıl şekilleneceği; askeri hamlelerden ziyade, siyasi aklın ve diplomatik sağduyunun belirleyici olup olmayacağına bağlıdır.
Vesselam
Nevzat AKSOY

Kartvizit

Kartvizit Baskı

Markanız için modern ve profesyonel kartvizit tasarımları.

Hemen Sipariş Ver
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.