RAHMETİN EŞİĞİNDE BİR GECE: BERAT KANDİLİ
RAHMETİN EŞİĞİNDE BİR GECE: BERAT KANDİLİ
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız, hepinizi dua ve selamla selamlayarak yazıma başlıyorum.
İlâhî rahmetin gökyüzünden yeryüzüne sağanak sağanak indiği, kalplerin arınmaya davet edildiği müstesna zamanlardan biridir Berat Kandili. Bu gece, insanın hem Rabbiyle hem de kendi nefsiyle yüzleştiği; geçmişin muhasebesi, geleceğin niyazı ve bugünün tevbeyle yoğrulduğu kutlu bir duraktır.
Berat; kurtuluş, temize çıkma, ilâhî af ve bağışlanma mânâlarını taşır. Kulun, günah yüklerinden sıyrılarak Rabbine yönelmesi, ilâhî merhametin enginliğine sığınmasıdır. Bu yönüyle Berat Kandili, sadece bir geceden ibaret değil; aynı zamanda bir diriliş çağrısıdır.
Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de zamanın değerine dikkat çekerek bazı geceleri diğerlerinden üstün kılmıştır. Duhân Sûresi’nde buyurulduğu üzere:
“Biz onu (Kur’ân’ı) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz uyarıcıyız. O gecede her hikmetli iş belirlenir.” (Duhân, 44/3-4)
Müfessirlerin bir kısmı bu “mübarek gece”nin Berat gecesi olduğunu ifade etmişlerdir. Bu yorum, Berat Kandili’ni kader, takdir ve ilâhî düzenin tecelli ettiği gecelerden biri olarak anlamamıza kapı aralar. Bu gece, kulun duasıyla kaderine yöneldiği; niyazla yazgısına dokunduğu bir gecedir.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), Berat gecesinin manevî değerine dikkat çekmiş; ümmetini bu gecenin feyzinden istifade etmeye davet etmiştir. Rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurmuştur:
“Şâban ayının on beşinci gecesi olunca, gecesini ibadetle geçirin; gündüzünde oruç tutun. Çünkü Allah Teâlâ, güneş batınca dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Yok mu benden af dileyen, onu bağışlayayım; yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim; yok mu dertli, ona şifa vereyim?’ buyurur.”
(İbn Mâce, İkâme, 191 – meâlen)
Bir başka rivayette ise Allah Resûlü (s.a.v.), bu gecede ilâhî affın genişliğini şu ifadelerle dile getirmiştir:
“Allah Teâlâ, Şâban’ın yarı gecesinde kullarına rahmetiyle nazar eder; müşrik ve kin tutanlar dışında herkesi bağışlar.”
Bu hadisler, Berat Kandili’nin yalnızca bireysel ibadetle değil; kalp temizliği, kul hakkından arınma ve gönül kırıklıklarını onarma ile anlam kazandığını açıkça göstermektedir.
Berat Kandili, kulun kendi iç âlemine yönelmesi için bir ilâhî davettir. Kin, haset, kibir ve gaflet gibi kalbi karartan hastalıkları terk etmeden; af ve mağfiretin gerçek mânâsına ulaşmak mümkün değildir. Zira bu gece, sadece günahların silindiği değil; kalplerin yıkandığı bir gecedir.
Bu mübarek vakitte yapılan dua, dökülen gözyaşı ve samimi tevbe; kulun Rabbine en yakın olduğu anlardır. Secdeye varan alın, ilâhî huzurda teslimiyetin en saf hâlini ilan eder.
Berat Kandili, geçmişin yüklerini bırakıp geleceğe imanla yürüme fırsatıdır. Bu gece; affedilmek kadar affetmenin, bağışlanmak kadar bağışlamanın da gecesidir. Gönüller onarılmadan duaların kemale eremeyeceğini hatırlatan ilâhî bir ikazdır.
Rabbimizden niyazımız odur ki; bu mübarek gecede bizleri affına mazhar olan, kaderi hayırla yazılan, kalbi selim kullarından eylesin. Dualarımızı kabul, yollarımızı aydınlık, istikametimizi dosdoğru kılsın.
Beratımız mübarek, akıbetimiz hayır olsun.
Vesselâm
Nevzat AKSOY
