ŞÜKÜRLE YÜKSELEN BİR MİLLET: TÜRKİYE’NİN SANAYİ VE TEKNOLOJİ YOLCULUĞU
ŞÜKÜRLE YÜKSELEN BİR MİLLET: TÜRKİYE’NİN SANAYİ VE TEKNOLOJİ YOLCULUĞU
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız,
Bugün Türkiye olarak teknoloji ve sanayi ürünleri bakımından binlerce kalem ürünü üretebilen, pazarlayabilen ve dünya ile rekabet edebilen bir seviyeye ulaşmış olmamızı, hamdolsun büyük bir nimet olarak görüyorum. Bu nimet; yalnızca fabrikaların bacalarında tüten duman değil, aynı zamanda bir milletin azminin, inancının ve sabrının somut bir tezahürüdür.
Bugün büyük bir alışveriş merkezinde dolaşma ve gözlem yapma imkânı buldum. Raflara dizilmiş binlerce çeşit ürünü görünce, sadece bir tüketim alanında değil; tarihimizin, emeğimizin ve geleceğe dair umutlarımızın içinde yürüdüğümü hissettim. Yerli ve millî üretimden ileri teknolojiye kadar uzanan bu geniş yelpaze, insanın gönlünde hem sevinç hem de derin bir tefekkür uyandırmaktadır.
Düşündüm…
1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yokluklar içinde, adeta küllerinden doğmuştu. O günlerde bırakınız ileri sanayiyi, bir nal çivisini dahi üretecek imkânlardan yoksun bir ülkeydik. Ancak yılmadık. İnandık, çalıştık, sabrettik. Bugün gelinen noktada savunma sanayiinden otomotive, beyaz eşyadan yazılıma, tarım teknolojilerinden iletişime kadar binlerce ürünü kendi imkânlarımızla üretebilir hâle geldik.
Bu tablo asla tesadüf değildir.
Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve aziz milletimizin ortak başarısıdır.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Eğer şükrederseniz, elbette size nimetimi artırırım.” (İbrahim, 7)
Bugün sahip olduklarımızı görmek, anlamak ve şükretmek; hem bir iman borcu hem de tarihimize karşı bir vefa görevidir. Çünkü şükür nimeti artırır, nankörlük ise nimeti eksiltir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
“İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.”
Bu hadis-i şerif, bize yerinde saymamayı; sürekli ilerlemeyi, üretmeyi ve gelişmeyi öğütlemektedir. Türkiye’nin bugün geldiği bu seviye, “iki günü birbirine eşit olmayan” bir millet olma iradesinin açık bir sonucudur.
Elbette yapılacak çok işimiz, aşılacak çok yolumuz vardır. Ancak geçmişi yok sayarak değil; geçmişten güç alarak yürümeliyiz. Sahip olduklarımızı küçümsemek yerine, onları daha ileriye taşımayı hedeflemeliyiz. Moral bozan değil, umut aşılayan bir dil kullanmalıyız. Çünkü umudu olan milletlerin geleceği olur.
Bu yazıyı kaleme almaktaki maksadım; değerli okuyucularımıza, içinde bulunduğumuz bu gelişmişlik seviyesini bir kez daha hatırlatmak, şükür bilincini diri tutmak ve yarınlara olan güvenimizi pekiştirmektir.
Unutmayalım:
Şükreden milletler yükselir, çalışan toplumlar kazanır, inanan insanlar asla kaybetmez.
Saygı ve muhabbetle…
Vesselam
Nevzat AKSOY
