GÜNAHIN ALKIŞLANDIĞI, TAKVANIN YABANCILAŞTIĞI ZAMAN
GÜNAHIN ALKIŞLANDIĞI, TAKVANIN YABANCILAŞTIĞI ZAMAN
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız, herkese dua ve selamla yazıma başlıyorum.
Günahın utanılacak bir suç olmaktan çıkarılıp savunulan bir kimliğe dönüştüğü, haramın özgürlük adıyla alkışlandığı, edepsizliğin cesaret, isyanın ise bilinç sayıldığı bu çağ; insanlığın istikametle bağını kopardığı bir helâk çağıdır. Bugün insanlar günah işlemekten değil, günaha günah diyenlerden utanır hâle gelmiştir. İşte bu durum, kalbin ölümü, vicdanın çürümesi ve fıtratın inkârıdır.
Resûlullah “Kul bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur; tevbe ederse silinir, devam ederse kalbi kaplar” buyururken mecaz konuşmuyordu; bilakis bugün hakikatin üzerinin nasıl örtüldüğünü tarif ediyordu. Çünkü günah çoğaldıkça kalp körleşir; körleşen kalp ise artık hakkı duymaz, görmez ve tanımaz.
Günah gizliyken insan utanırdı; bugün ise günah alenidir, hatta teşhir edilmektedir. Gizli günah sahibini mahcup ederdi; aleni günah ise toplumu ifsat eder. En büyük felâket de budur.
Peygamber Efendimiz “Ümmetimden bir topluluk, zina, içki ve çalgıları helâl saymadıkça kıyamet kopmaz” buyururken sadece geleceği haber vermedi; aynı zamanda bu helâkin alametini de ortaya koydu. Bugün haram yalnızca işlenmiyor, aynı zamanda savunuluyor; eleştirenler yobaz, uyarılar baskı, istikamet çağrısı ise tehdit olarak görülüyor.
Oysa istikamet rahat bir yol değildir; istikamet bedel ister. Nefsin her arzusuna “hak” diyen bir çağda, nefsini dizginlemeyen kimsenin istikamet iddiası samimi değildir.
“İnsanlar neden istikamete gelmiyor?” sorusu yanlıştır; asıl soru şudur: İnsanlar neden ahireti unuttu? Hesabın olmadığına inanılan bir hayatta, kim kendini düzeltme ihtiyacı duyar?
Resûlullah “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir” buyururken bugünün insanını tarif etmiyordu; zira bugünün insanı nefsini temize çıkaran, ölümden sonrasını erteleyen ve cehennemi bir mecazdan ibaret sanan derin bir gafletin içindedir.
Hakikat yumuşatıldıkça insanlar düzelmez; aksine daha da azgınlaşır. Kur’an, cehennemi tasvir ederken merhameti gizlemez; Peygamber ise uyarırken sesi titrerdi.
Bugün ise günah “küçük bir hata”, tevbe “bir dil alışkanlığı”, Allah’ın affı da istismar edilen bir söylem hâline getirilmiştir. Günahı terk etmeden affı konuşmak, Allah’ın rahmetini hafife almaktır.
Resûlullah “İyiliği emredip kötülükten sakındırmazsanız Allah size öyle bir azap gönderir ki, sonra dua edersiniz de kabul olunmaz” buyururken, işte bu toplumları işaret etmiştir.
İstikamet, çoğunluğun yolu değildir; hak yol her zaman azların yolu olmuştur. Herkesin alkışladığı yolda yürüyenler, çoğu zaman cehenneme doğru kalabalıkla sürüklenmektedir.
Bugün istikamete çağıranlar sevilmez, dışlanır ve susturulmak istenir; ancak unutulmamalıdır ki peygamberler alkışlanarak değil, taşlanarak gönderilmiştir.
Günahın çokluğu hakikati değiştirmez; sadece insanların ne kadar savrulduğunu gösterir. Bu çağda istikamet, ancak hakikati eğip bükmeden söyleyenlerin, günahla arasına mesafe koyanların ve bedel ödemeyi göze alanların omuzlarında yükselebilir.
Aksi hâlde bu toplum, günahı özgürlük zannederek cehenneme doğru koşmaya devam edecek; en büyük felâket de bunu ilerleme sanacaktır.
Vesselam
Nevzat AKSOY
