YALANIN SIRADANLAŞTIĞI YERDE MÜMİN KALIR MI?
YALANIN SIRADANLAŞTIĞI YERDE MÜMİN KALIR MI?
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız, hepinizi dua ve selamla selamlıyorum. Yalan söyleyen ve verdiği sözde durmayan insanları çok gördüğüm için bu yazımı kaleme alıyorum. Maksadım kimseyi itham etmek değil; unutulan bir hakikati hatırlatmak, uyuyan vicdanları uyandırmaktır.
Ben Müslümanım” demek yetmiyor. Mümin olduğunu söyleyen, ancak yalanı alışkanlık hâline getiren bir dil, imanla çelişir. Resûlullah bu çelişkiyi açıkça haber vermiştir:
Mümin zina edebilir, hırsızlık yapabilir; fakat yalan söylemez.” (Muvatta, Beyhakî)
Bu hadis, yalanın ne kadar ağır bir günah olduğunu yüzümüze çarpar. Çünkü yalan, sadece bir fiil değil, kalbin bozulduğunun ilanıdır. Verilen sözler oyuncak değildir. Söz verip tutmayanlar şunu iyi bilmelidir: Söz, ağızdan çıkarken basit olabilir; ancak Allah katında bir bağdır.
Ahitlerinizi yerine getirin. Çünkü verilen sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (İsrâ, 34)
Bugün insanlar söz veriyor, yarın ortadan kayboluyor; ne bir mahcubiyet vardır ne de bir özür. Oysa bu hâl, Resûlullah’ın dilinde münafıklık alameti olarak geçmektedir:
Söz verdiğinde sözünde durmamak münafıklık alametidir.” (Buhârî, Müslim)
Bu hadisi duyup da hâlâ rahat uyuyabilen bir kalp, kendini sorgulamalıdır. Yalan, insanı insandan eder. Yalan söyleyen bir toplumda güven kalmaz; güvenin olmadığı yerde kardeşlik olmaz; kardeşliğin olmadığı yerde ise ne ümmet kalır ne de rahmet.
Daha acısı şudur ki, yalan söyleyen Müslüman, İslam’a iftira eder; çünkü insanlar İslam’ı onun şahsında tartar. Hesap günü unutulmasın. Dilinizden çıkan her söz yazılmaktadır; tutulmayan her söz kayda geçmektedir ve o defter, kıyamet günü kimseye kapatılmayacaktır. Kişi, ağzından çıkan bir sözün neye mal olacağını önemsemez; o söz sebebiyle cehennemin derinliklerine yuvarlanır.” (Buhârî)
Bu uyarı hafif değildir. Çünkü mesele basit bir ahlak meselesi değil, ahiret meselesidir. Son söz yerine şunu söylemek gerekir: Eğer yalan söylüyorsan dur; eğer sözünde durmuyorsan kork. Çünkü bu hâl, müminin hâli değildir. Az konuş, doğru konuş; söz veriyorsan ölümü hatırla. Çünkü mezarda mazeret sorulmaz, hesap sorulur.
Bu satırlar rahatsız ediyorsa, görevini yapmıştır; zira hakikat insanı önce sarsar, sonra diriltir. Ve şunu unutmayın: Eğer kalbin yalanla, sözlerin boş lafla doluysa, dünya sana dar gelir; insanlar sana güvenmez ve Allah’ın azabı, göz açıp kapayıncaya kadar üzerine iner. Artık hiçbir mazeret kabul edilmeyecektir; ne itiraflar, ne pişmanlıklar, ne de gözyaşları seni kurtaramayacaktır. Kendi kalbini aldatma, zamanı boşuna harcama; çünkü yalanın sonunda yalnızlık ve azap vardır.
Vesselam.
Nevzat AKSOY
