DOLAR 13,4731
EURO 15,3571
ALTIN 787,08
BIST 2.085,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 1°C
Karla Karışık Yağmurlu
Trabzon
1°C
Karla Karışık Yağmurlu
Çar 3°C
Per 9°C
Cum 11°C
Cts 8°C

TRABZON’UN PRENSESİ: GÖKSEL KÖYÜ YURTHABER61

Zerrin Şentürk
Prof. Dr. Zerrin Şentürk Fahri Yazar

Tabiatın kulaklara aşk sözlerini fısıldadığı, yeşil yolculukların gizli kalmış eşsiz coğrafyası

Binlerce yıllık medeniyetin izlerini taşıyan, tarihi, kültürü ve geçmişi ile uygarlıklara yüreğini açmış, doğal güzellikleri ile bir rüya şehirdir; Karadeniz’in İncisidir Trabzon. Tarihi çok eskilere dayanan, deniz ve yeşilin ahenkle dans ettiği, tabiatın tüm güzelliklerini sergileyen bir ilçesidir Of.

Yıllarca Of İlçesi’nin bağrında yattıktan sonra, 1969 yılında Of’a bağlı bir belde olarak Belediye Statüsüne kavuşmuş ve 20 Mayıs 1990’da ilçe olarak düzenlenerek Of’tan ayrılmıştır; sıralı ve paralel tepelerden oluşan şirin ilçe Hayrat.

İnsana hayat veren yaylalar, dereler, köyler; Hayrat’ın eşsiz doğasının bir parçasıdır. Bu köylerden biridir Göksel Köyü; el değmemiş bir doğa içinde eşine ender rastlanan bir başka dünyadır.

Hayrat İlçesi’ne bağlı, ilçeden 38 kilometre uzaklıkta ve denizden 2100 metre yükseklikte bulunan Göksel Köyü’nün eski adı “Küçük Mesoraş” dır. Etimolojik olarak incelendiğinde, “Mesoraş,” “iki dağın arası” anlamını taşımaktadır. Mesoraş Köyü yüzölçümüne göre ikiye ayrılmış ve “Küçük Mesoraş” olan bölümü daha sonra” Göksel Köyü” adını almıştır.

İlk olarak iki yıl önce gitmiştim Göksel Köyü’ne. Annemin minik bir prenses iken ayrıldığı bu köy, görür görmez büyülemişti beni. Sevincimin hüzne karıştığı duygusal anlar yaşamama neden olmuştu güzel köyüm. Tam deklanşöre basacağım anda aniden bastıran sis, bazen de çiseleyen yağmur damlaları, fotoğraf çekmeme çok fazla imkan vermese de mutluluk ve huzur dolu ayrılmıştım Göksel Köyü’nden. İki senedir gidemediğim köyüme tekrar giderek, orada konaklayıp detayları ile fotoğraf çekmek ve “Göksel Köyü Projemi” gerçekleştirmek için yola koyuldum.

Göksel Köyü’ne vardığımda, bir aydır yağışlı olan hava, beni gördüğüne sevinmiş olacak ki yerini güneşli bir havaya terk etmişti. Güneş, gülen yüzüyle adeta bana “hoş geldin” diyordu. Bir zamanlar anneannemin yaşadığı evde konaklamak, yılların yaşanmışlığını hissederek, annemin ve ailesinin dokunduğu bir kapı kolu, bir pencere kanadına yıllar sonra benim de dokunuyor olmam beni onurlandırmıştı.

Otantik ahşap yayla evleri ve beton olmayan sokakları ile dokusunu korumayı başarabilmiş, Trabzon’un cennet köşesi dedirten durağıdır Göksel Köyü. Trabzon’un geleneklerini yaşatan yaşam tarzı ile de ilgi çekicidir Göksel Köyü. Rüzgarın sesi, yağmurun yağışı, güneşin doğuşu bile farklıdır Göksel Köyü’nde. Geçmişine sadakatini ve göz alıcı güzelliklerini muhafaza eden ender köylerdendir Göksel Köyü.
Göksel köyü sakinleri Mayıs ayı ortalarında büyük bir şenlikle hayvanları ile köye göç eder ve kışın kar yağmasıyla, hava şartlarının yaşamı zorlaştırması nedeniyle ekim ayı sonlarına doğru şehir hayatına geri dönerler; istemeyerek de olsa.

Akşam olmak üzereydi ki deklanşöre tekrar basmak için çayırlarda otlayan ineklerin ahıra dönmesini heyecanla bekledim. Yaklaşık 10 kadar ineğin, yanlarında kimse olmamasına rağmen, otladıkları uzak bayırlardan hiç kaybolmadan yolu bulup ahırın kapısından içeri girmeleri karşısında şaşkınlığımı yenemedim. İnek sesleri ve tekmelemeleri eşliğinde sütün sağılışının fotoğraflarını çekmek, onlarla iletişimin en güzel tarafı oldu benim için.


Elde edilen ve kovalarla taşınan sütün makine ile ayrılan kaymağı ile yayıkta tereyağı ve kalanı ile peynir yapımını izlemek ve fotoğraf çekmek paha biçilmezdi. Sabah ve akşam rutin olarak tekrarlanan bu işler sonrasında komşu ziyaretleri başlar ve sohbetler eşliğinde çaylar içilir Göksel Köyü’nde. Kadınlar yoğun çalışırken, köyün en neşeli ve özgür bireyleri çocuklar da oyun oynayarak tatilin tadını çıkarırlar. Bu oyunlarına minik kediler de eşlik eder ki onları izlerken huzur dolup, çocukluğunuza geri dönersiniz.
Evden bakıldığında karşıda üçgen şeklinde görülen yaklaşık 400 yıllık anıtlaşmış ağaçlardan oluşan çam ormanı; seyrine doyum olmaz doğa harikalarıdır.

Gece olduğunda ise saf yünden yapılmış yorganın altında, çam ormanının etkisi ile bol oksijeni soluyarak keyifli uyumayı, sabah horozun şarkı söylemesi ve ineklerin bu senfoniye eşlik etmesi ile uyanmayı sunar size Göksel Köyü. Bu ritüellerle başlayan güne, kokusu uzaktan hissedilen saf tereyağı, peynir ve kuzinede pişen ekmek ile birlikte yapılan kahvaltı sofrasında, kuzinenin ateşinin yüzleri aydınlattığı atmosferde derinleşen sohbet ile çay yudumlayarak devam etmek; hayatın en güzel rengidir Göksel Köyü’nde.

Göksel Köyü’nün yaylasıdır; Sarı Çiçek Yaylası. Eski evlerden kalıntılar, içinden geçen dere ve birkaç ev dikkat çeker bu yaylada. Mantarların doğal ortam bularak kendini gösterdiği yayladaki hayat, köyde vücut bulur. Çok az da olsa uğranılan Sarı Çiçek Yaylası, Göksel Köyü’nün vazgeçilmez doğasının bir parçası halinde kendini gösterir.


Yeşilin her tonunu sunar ziyaretçilerine Göksel Köyü. Gün batımında ise turuncu ve yeşilin ahenkli karışımının bir tablo oluşturduğu masalsı manzaralar huzurun sembolüdür Göksel Köyü’nde. Bulutların çam ormanlarına değdiği yerdir; sis bastırdığında ve yağmur yağdığında kara lahana çorbası, tereyağı, peynir, çay ve köy ekmeği beşlisinin kültürel hayatın derinliklerine işlediği yerdir Göksel Köyü.
Karşıdan bakıldığında bir tabloyu andıran doğayı seyre daldığınızda, uzaktaki manzara sanki mıknatıs gibi çeker sizi kendine; atlamak istersiniz; kucaklarcasına. Bu tılsımlı tabiat mucizesi hem uzaktadır hem de tam yanı başınızdadır. Aniden bastıran sis, mavinin griye dönüştüğü ve yeşilin gri ile kucaklaştığı andır. Sisin yeşilin içine dağılmasıyla, manzara, kremalı matcha keki getirir akıllara.
Delinmiş Kayalar ismiyle bilinen mağaralar, Düzler Mevkii ve düz bir yamaçtan aşağı doğru süzülen Beyaz Su, Göksel Köyü’nde gezilecek diğer yerler arasındadır.

Çalışkandır, eğitimlidir Göksel Köylüler. Değerlerine sahip çıkarlar ve onları korurlar. Saygın bilim insanları, iş adamları, sanatçılar gururudur Türkiye Cumhuriyeti’nin.

İki gece konakladım Göksel Köyü’nde; doyamayarak ayrıldım; tekrar ziyaret edip daha fazla kalacağıma söz vererek.

Yeşilin her tonunu sergileyen sıra dışı doğasının sunduğu hazineyle birlikte, bol oksijen dolu havasını içinize çekmek, huzur bulmak, insanının yüreğindeki sevgi ile yoğrularak hazırlanan yemeklere eşlik etmek, misafirperver insanlarıyla sohbet ederek umutları ve sevinçleri paylaşmak için sizleri bekler Göksel Köyü.https://www.facebook.com/zerrin.senturk.9/videos/385525970012295

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.