SON DAKİKA

Yurthaber61 Trabzon Haberleri Trabzondan Haberler Trabzonspor Haberleri

HALDİZEN’Lİ “EFSANE KEMENÇECİ TAHSİN

HALDİZEN’Lİ “EFSANE KEMENÇECİ TAHSİN
Bu haber 17 Mayıs 2020 - 13:40 'de eklendi ve 1.180 views kez görüntülendi.
Sosyal Medya'da Paylaş

Trabzon Büyükşehir Belediyesinde İç Denetçi olarak çalışan hemşehrimiz Osman Obanoz’un kaleme aldığı Haldizen’li “EFSANE KEMENÇECİ TAHSİN” adlı makaleyi paylaşıyoruz.

Kemençeci Tahsin Yüce Demirkapı (Haldizen) mahallesinde civar köylerde 1950 -1970 yılları arasında horonlu -eğlenceli düğünlerin ve imecelerin vazgeçilmez ismi idi. Döneminde onsuz düğün olmazdı. Onun çalıp söylemediği düğün, düğün sayılmazdı. Hatta komşu köylerimiz Arpaözü,  Çayıroba, Derindere gibi bazı köylerde yapılan düğünlere özel davetli olarak giderdi. Diğer köylere gelin almaya gidilince “kolbaşı ” mutlaka o olurdu. Karizmatik kişiliği vardı. Hem çalıp hem söyler, hem de atma türkülerin ustası idi.1954 yılındaki Babamın-Annemin düğününde kemençe çalarak çok sayıda davetliye atma türkülerle takılıp söylediği hala anlatılır. Candemirağa, sıksaray sallama ve atlama olarak bilinen oyunları kemençesi ile bir başka çalar ve insanları coştururdu. Bazan yaşlıların bir kısmına oynattığı;

O vay beni vaybana.

Kör oldum yana yana.

Ander kalasın felek.

Bir gün gülmedin bana” oyununu herkes oynayamazdı oyunu oynamak ayrı bir yetenekti dönemler bu işler ayrı bir kültürdü. Her zaman bakımlı idi. Giydiği büyük yakalı, önden üç düğmesi açık kolalı beyaz gömleği ,lacivert panolunu, yumurta topuklu ayakkabısı, kaytan bıyıkları ile farklı olan yaşam tarzı hemen anlaşılırdı. Belinde kabzası kaplamalı tabancası ona ayrı bir fiyaka verirdi. Eskiden düğünlerde kullanılan dinamitle atılan bomba olarak bilinen ve düğünleri şenlendiren materyaller onda hiç eksik olmazdı. Köyümüzden Mehmet Cavuşun kızı Ayşe Şahin hanım ile evlendi. Osman ve Sebahat adlı iki çocuğu oldu. Eşi Ayşe hanım talihsiz bir kaza sonucu Arpaözü deresi karşısında ormanda odun yaparken kayadan düşerek 1963 yılında geride 3 aylık bebek bırakarak aramızdan ayrıldı. Derler ya “doğdu yer ve coğrafya bazen kaderi oluyor insanın.” Bir süre sonra Dernekpazarı ilçesine bağlı Zincirlitaş

( Vetsona)köyünden evlendi. Kendi düğününde çaldığı kemençe eşliğinde söylediği güzel türkülerle duygularını, bir anlamda ruh halini şu şekilde ifade etmişti; “VETSONA’NIN BAŞINDA VARDIR ZİNCIRLİKAYA.AYŞEM DÜŞMESE TAŞTAN NE ARARDIM BURAYA.”

(Vetsona köyünün üst tarafında bulunan 2 büyük kayanın zincirle birbirine bağlı olduğu efsane olarak söylenir. Köyün yeni adı da buradan esinlenerek “Zincirlitaş” olarak konulmuştur.)Ancak bu evliliği uzun sürmedi. Trabzon’da bir süre ticaretle uğraştı. Daha sonra Samsun’a göç etti. Orada yeniden evlendi. 4 çocuğu daha oldu. Samsun Terminali yanındaki iş yerinde sedef direksiyon kaplama işi yaptı. Hemşehrilerinin uğrak yeri idi. Son derece sevecen ve misafirperver kişiliği vardı. Gurbette ve memleketten uzakta olmak onu hep üzerdi. Gurbet onun içinde hep uhde kalmıştır.

Gurbet o kadar acı ki,

Ne varsa hep içimde,

Hepsi bana yabancı,

Hepsi başka biçimde.

Ben gurbette değilim.

Gurbet benim içimde..

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA