banner304

banner346

banner342

14 Aralık 2017 Perşembe

Liderler zirvesi ardından adımlar atılacak

ÇAY AĞACI’NIN HİKAYESİ

02 Haziran 2017, 23:07
Bu makale 717 kez okundu
ÇAY AĞACI’NIN HİKAYESİ
Sevgi Yeşilyurt
 1960’lı yılların ilk dönemlerini çok iyi hatırlıyorum. İş makinelerinin olmadığı, üç santimlik çapalarla toprağı tersyüz ederek zor şartlarda ekip biçtiğimiz günlerdi. Köyümüzde alternatif tarımın yaygın şekilde konuşulduğu ve adına çay denilen bitkinin gündem yapıldığı günler. Tanışık olmadığımız bu bitki için söylenen tek şey Rize’nin bir bölümünde ekildiği ve iyi sonuç alındığı idi. 

O dönemler evinde şeker olan aileler zengin sayılırdı. Hatırlıyorum, bizim evimizde elli gram kadar şeker hayvanlarımız hastalandığında ilaç olarak kullanmak üzere ocağımızın üst kısmında aylarca asılı durdu. Hele adına çay denilen sıcak içeceği her gün kahvaltısında tüketenler parmakla gösterilecek kadar azdı. Onlar elit idiler. 

Topraklarımızı santim,  santim işlercesine dokuz yıl boyunca çay dikim işiyle uğraştık. Bayır arazilerimizi setler halinde işledik.  Bir dönüm çay bahçesini tüm aile bir yıl boyunca çalışarak zaman, zaman işçi de alarak yapabiliyorduk.

Her evin ahırında en az beş tane büyük baş hayvan vardı. Annem ahırımızdaki gübreyi sepet, sepet işlediğimiz topraklara taşıdı. Bir km mesafede olan bahçelerimiz de vardı. Her çay ağacının dibinde annem gibi tüm Karadenizli kadınların alın teri ve hayal bile edilemeyecek kadar büyük emekleri vardır.

Çay fidanlarını çocuklarımız gibi büyük bir itina ile büyüttük. Çok şımarıktırlar. Renklerinde bir nebze sararma olmasın, karadenizin vefalı kadınları diplerine hayvan gübrelerini yığardı. 

Karın doyurmayan, açlık gidermeyen bu bitki aslında hepimizi korkutuyordu. Zor günler gelip çatarsa karnımızı nasıl doyururuz. Çay ağaçlarını ne yaparız. Bu endişe her üreticinin zihninde yer etmiştir.

1960 in sonları ve 70 li yıllar çay bahçelerinin verime ulaştığı ve elimize çay parasının geçtiği yıllardır. Bize anlatılanlar ile kurduğumuz hayaller örtüşmese de çay bahçelerimizi yetiştirmeyi başarmıştık.

İş umduğumuzdan zordu. 2,5 yaprak filizleri gününü geçirmeden, tek, tek ve ellerimizle toplamak zorundaydık. Parmaklarımız yarılıyordu. Çaykur’un çay eksperlerini geçmek mümkün değildi. Bir çay filizini uzun bulmasınlar, tüm bohçamızı seçmek zorunda kalıyorduk. 

Gübreyi ahırdan, emeği kendimizden verdiğimiz için satıştan elde ettiğimiz paranın tümü cebimizde kaldı.

Artık sabahları çay içebileceğimiz günlere ulaşmıştık. Çayın sayesinde evimize zeytin bile girmişti. Hiç birimiz hayal bile edemediğimiz şekilde üstüne üstlük, akşamları keyif çayı bile içer olmuştuk.

Köyümüzün bütün bahçelerini çay ağaçları işgal etmişti. Akıllı insanlar tarif edilirken, işi ilk kavrayanlar ve en çok çay bahçesine sahip olanlar gösteriliyordu. 

Çay işi öylesine hızla yayıldı ki devlet işlenmesi için ihtiyaç duyduğu fabrikaları aynı hızla kuramadı. Yıllarca biz çayımızı büyük zahmetlerle toplayıp devlete sattık, o ise satın aldığı çay yapraklarını denize dökerek imha etti. Bu kısırdöngü özel sektörün devreye girdiği döneme kadar aralıklarla devam etti.

Şimdi önümde duran bardaktaki kan kırmızısı sıcak çaya bakarken annemin ve babamın hayallerini görüyorum. 

Her bir fidanı severek, konuşarak, dertleşerek ve beklide zaman, zaman diplerinde göz yaşı dökerek büyütülen çay ağaçlarına bakarken, aslında tüm karadenizlileri  görüyorum.

Çay ağaçları vefalıdır. Büyük zahmetlerle büyütülseler de, annelerimizin babalarımızın geçimine destek oldukları gibi, bizim geçimimize de destek oldular. Yarınlarda da torunlarımıza vefa gösterecekler.

Her yıl beyaz çiçeklerini açtıklarında onları büyüten yüzbinlerce Karadenizli kadın ve erkek üreticiyi hatırlayacağız. Çay çiçekleri kadar güzel ve tertemiz hayallerini ve emeklerini bize emanet bıraktılar.

Her yıl bahar geldiğinde beyaz çiçekli çay ağaçları sessiz sedasız büyüttükleri filizlerini toplayanlara  şöyle dua eder;

  • İşte annelerinizin, babalarınızın emeklerinin karşılığı. Toplayana da, tüketene de, sağlık olsun. Sefa olsun.
İçin afiyetle, kanseri önleyen, damar hastalıklarına deva olan ve karadenizin yeşilliklerinden demliğinize gelen çayımızı. Biz onu sizin için ilaç kullanmadan, itina ile ürettik.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SAYFALAR
KİM KİMDİR? Tümü
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV