CAYSAT MÜDÜRÜ MUSTAFA YILMAZ KAR YURTHABEr61com
banner350
17 Ağustos 2018 Cuma

Adıyaman'dan acı haber: 4 Şehit, 6 Yaralı!

CAYSAT MÜDÜRÜ MUSTAFA YILMAZ KAR YURTHABEr61com

Kavalcı Yaşar horon havasını hızlandırdı hızlandırmasına ama Bölümlü’nün yorgun kadınlarını bir türlü kendine getiremedi. Ayaklarını sürüklercesine yürüyorlar. Başları öne eğik ‘’yinemi sabah oldu’’ dercesine bitkin. Kolay değil her gün Çifte burun dağına on sefer oduna gitmek. Altmış kiloluk odun yükünü sırtında taşımak. Bu işin yanında ev işlerini de yapmak. Hayat Bölümlü’nün vefalı kadınları için zorlu ve sıkıntılı bir yol. Bitmek tükenmek bilmeyen işlerin arasında çetin bir yaşam biçimi. Sadece çifte burun dağından odun taşımak mı var? Günlük yemekleri hazırlamak, ahırda hayvanların bakımını yapmak, sütlerini kaynatmak, yoğurt için mayalamak ve en önemlisi çocukların bakımı ile ilgilenmek. Hepsi kadınların eline bakıyor. Bunca işin üstesinden geldikten sonra uyuyacak ve sabah erken kalkıp yine çifte burun dağına oduna gidecek.

06 Ağustos 2018 Pazartesi 16:22
Bu haber 1014 kez okundu
CAYSAT MÜDÜRÜ MUSTAFA YILMAZ KAR YURTHABEr61com

 

  • Çok yorgunum Mavranlı hala çook. Şuracıkta Allah canımı alsa da kurtulsam. Nasıl akşama ulaşacağımı bilmiyorum. Evdeki işlerimde duruyor, bitiremedim.
Mavranlı halanın ondan farkımı var ki. Daha dün o da on sefer odun taşımış son seferini eve indirmişti.  Ahırda dört inek, üstte altı insan. Hepsinin hizmetini görmüş beklide bir iki saat uyku ile çifte burun dağının yolunu tutmuştu.



Bu töre böyle yazılmış. Nereden ince ise oradan kopsun demeden çalıştılar. Durmadan dinlenmeden, kimsenin acımasını vefa göstermesini beklemeden çalıştılar. Çalışmak zorundaydılar.



Ama nereye kadar?



Gün boyunca yükün altında sırılsıklam olan elbiseleri bilmem kaç kez sırtlarında kurudu. Alınlarından akan terle yanan gözlerini yıkayamadılar. Vücutlarını esir alan bel ağrılarını, sırt ağrılarını onca işin ve yorgunluğun arasında sineye çektiler. Kimseye bir şey söylemediler. Şikayet etmediler.



Şikayet edenler ise hep aynı mazeretle karşılaştı;



  • Doktor zamanımı şimdi? Odunlar yollarda rezil mi olsun. Hele odunu eve bir indirelim.
Odunlar indi harman geldi.  Mısırlar biçilecek, sapları ayıklanacak ve evlere taşınacak. İş bununla bitmiyor. Mısır koçanları soyulacak, ufalanacak ve kurutulacak. Öğütülmesi ise ayrı bir derttir.  Değirmende sıra bulmak için sabah ezanlarından önce kalkmak gerek. Bu işte kadınlara havale edilmiş.



Ağrılar sızılar romatizmaya döndü, vücutlar kireçlendi ama çaresizlik hiç değişmedi.



  • Mısırları eve sokmadan olur mu? Biraz daha sabır kızım. Ne yeriz ne içeriz sonra. Hele harmanı bir yapalım.
Garibanın işi bitmez. Harmanın ardı yaprak zamanıdır. Tüm ormanlar süpürülecek, yapraklar toplanacak, hayvanların altına serilmek üzere evlerde yığılacak.



Sırtlarından akan terle ıslanan, yıkanıp kurutulamayan elbiseleri vücutlarında kuruya, kuruya eskidi. Romatizmalar bedenlerinde yer tuttu, ağrıdan sızıdan dolayı uyunamaz olunan gecelerle tanışıldı.

Şimdi ölenleri öbür dünyada mutludur.  Ağrıları sızıları dinmiştir. Odun işi, çayır işi, hasat işi, yaprak işi dertleri yoktur. Ev işi de yapmıyorlar. Herhalde her birine Bölümlü köyünün tamamını versek geri dönmek istemez. Geride kalanları ise ağrılar sızılar içinde ömür tüketiyor.



Mavranlı hala dermansız düştüğü günlere, ağladığı zamanlara ve döktüğü gözyaşlarına özlem duymuyor.



Belki de, keşke beni anlayabilselerdi, ne kadar yorgun yaşadığımı bilebilselerdi diyor. Zaten onca derdin ve eziyetin içinde heba ettikleri bedenlerini uzun süre taşıyamadılar. Sefasını süreceğiz diye hayal ettikleri dünyadan genç yaşlarında göç ettiler.



Onların hıçkırıklarını duymak isterseniz çifte burun dağına giden yolları dinleyin.  Hayallerini, umutlarını, beklentilerini anlamak isterseniz harman yaptığınız tarlalara, çayır kestiğiniz dağlara ve yaprak süpürdüğünüz ormanlara sorun. Onları sırtlarında çayır yükü ile kom yolunda göreceksiniz. Onlara isimleriyle seslenin, anne diye çağırın, seslerini duyacaksınız. Yaşadıkları eziyetlerin izleri hala oralardadır.



O vefalı kadınlar, o çektikleri çileleri, acıları yüreklerinde gizleyen başka hiçbir kimseye hissettirmeyen kadınlar annelerimiz, babaannelerimiz mezarlarında dua bekliyorlar. Rüyalarımızdan başka, dualarımızdan başka bu dünya ile baki kalan iletişim kanalları yok.



Ama ne fayda.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SAYFALAR
KİM KİMDİR? Tümü
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV