banner304

banner346

banner342

11 Aralık 2017 Pazartesi

Liderler zirvesi ardından adımlar atılacak

BLOK SİYASETİ

23 Ekim 2015, 16:17
Bu makale 271 kez okundu
BLOK SİYASETİ
 Her ne kadar hafıza-i beşer nisyan ile malül ise de, beş ay önce, 7 Haziranda sandıktan çıkan sonuçlara göre parti liderlerinin söylemlerini ve yaptıklarını unutmadık. Sandık sonuçları bir partinin tek başına hükümet kurmasına yetmedi. On üç yıllık Ak Parti iktidarı, bu seçimlerde arzu edilen düzeyde olmayınca tekrar eski günleri, koalisyon dönemlerini konuşmaya başladık.

     Bu sonuca sebep neydi? Nerede yanlış yapılmıştı? Halkımız ne istiyordu? Gibi soruların cevabını varsın siyasiler değerlendirsin. 1 Kasım seçimlerinde halk hangi kararı verecek? onu da zaman gösterecek. Ancak Partiler ne istiyordu? Liderler neyi arzuluyordu? Söylemleri ve icraatları hangi yönde gelişti? Sorularının cevabı ise bu süreçte liderlerin ve partilerin söylem ve fiilleriyle çok net ortaya çıkmış oldu.

     On üç yıllık Ak Parti iktidarını yıkmak için her türlü oyunu sahneye koyan muhalefet partileri, içerde ve dışarda kendilerine yandaş bulmakta zorlanmadılar. Ülkeye ve millete ait bir projesi olmayan Ak Parti karşıtlarının bütün çalışmaları Ak Parti’yi ne olursa olsun yıkmak üzerine kuruldu. “Oy verin gitsinler” sloganı bile bunların hedefinin ülke menfaatine siyaset yapmak değil, şahsi çıkarları uğruna ülkeyi çıkmaza sürüklemekten başka bir şey olmadığının göstergesi idi. 7 Haziran sonrası CHP, MHP ve HDP’nin uzlaşmaz tutumları tartışmasız sorumsuzluk örneği oldu. % 41 oy alan Ak Parti’yi dışarıda bırakarak hükümet kurma formülleri arayanların nasıl bir blok siyaseti uyguladıklarını net bir şekilde görmüş olduk.

     Hükümet kurmak için ortak bir zemin arayan ve şartları sonuna kadar zorlayan Ak Parti’yi suçlu ilan edebilmek için bütün görüşmeleri engelleyici ve millete üstten bakan bir tutumla karşımıza çıkanlar, bunun sorumlusu olarak Ak Parti’yi gösterebilmek için her türlü hileye başvurdular. Herkes eteğindeki taşları döküyor ancak bizim de bu beş aylık süreçte kim ne dedi ve nasıl hareket etti çok iyi bilmemiz gerekir.

     Daha sandıkların tamamı açılmamış ve kesin olmayan sonuçlar ilan edilmemişken “En erken seçim ne zaman olacaksa o zaman da seçim olur.” “Erken seçimden korkmuyoruz. Seçime her an hazır olacak şekilde çalışmaları bugünden itibaren başlatıyorum.” Diyerek hemen erken seçim sinyali veren MHP “AKP ile CHP’den beklentimiz, Türkiye için istikşafi görüşmelerden sonra insiyatif almaları, inkişafi bir koalisyon hükümetinde buluşmalarıdır.” Söylemiyle olası kurulabilecek bir koalisyon hükümetinde kesin yer almayacaklarını ilan etmişti. Bunu da “Sonuç olarak herhangi bir azınlık hükümetine MHP rıza göstermemektedir. Kurulursa da destek vermeyeceğiz. Seçim hükümetine bakan vermeyiz.” Diyerek bütün kapıları kapatan MHP, hiçbir şartta ne hükümet kurmaya ve nede hükümet kuranlara destek vermeye yanaştı.

     Diğer yandan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP si “Halk uzlaşın diyor ama bu tablonun içinde Ak Parti yok.” Diyerek sadece Ak Parti’yi değil, ona oy veren milyonları da hiçe sayan bir tavır sergilemişti. Bir yandan da “Davutoğlu ilkelerimizi benimserse elbette ki koalisyon olma ihtimali yüksektir ama benimsemezse bu koalisyonun olma olasılığı düşüktür.” Diyerek paralel yapının dümen suyunda olduğunu açıkça ilan etmişti. “Aslında biz muhalefet partileri arasında, yüzde 60’lık blokla hükümetin kurulmasını istiyoruz.” Sözüyle de blok çalışmalarını devam ettirmek düşüncesinde olan CHP, Ak Parti’siz bir iktidarın mümkün olmadığını görünce kamuoyunda uzlaşmaz görüntüsü vermemek için hafızalarımızla dalga geçercesine söylem değiştirmeye başladı. “Restorasyon hükümeti” önererek hem iktidarın ve hem de muhalefetin hesaplarını yapmaya başladı.

     HDP’nin tavrı her zamanki gibi bölücülükten yana oldu ve “Söz verdiğimiz gibi AKP ile içeriden ya da dışarıdan koalisyon yapmayacağız.” Diyerek ülkenin hem iktidarsız kalmasını ve hem de olası bir erken seçime daha fazla sorunlarla gitmesini sağlayacak şartlar üzerinde çalışmaya başladı. Doğal olarak Ak Parti de terörle arasına mesafe koymayan ve her söyleminde PKK dan beslendiğini ifşa eden HDP ile herhangi bir koalisyon görüşmesi yapmadı.

     Bu üç siyasi partinin, CHP, MHP ve HDP’nin sorumsuzlukları, ülke ve millet düşmanlıkları bu söylemleri akabinde anayasa gereği kurulan seçim hükümetine karşı olmaları ve bakan vermemeleri ile perçinlenmiş oldu. Bakan vermemekle kalmayıp kendisine bakanlık teklif edilen partililerini de milletin yüzüne baka baka adeta küfredercesine partilerinden ihraç ettiler.

     7 Haziran seçimlerinin muhasebesini sadece partiler değil, aynı zamanda milletimiz de yapmaktadır ve kararı 1 Kasım’da verecektir. Bütün bunlar bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçerken 1 Kasım’da yeniden sandığa gidiyoruz. Hepsini ve hepsinin niyetlerini alenen gördük. Millete hizmetten kaçanları ve milleti aptal yerine koyanları bu millet affetmez. 1 Kasım’da milletimiz en doğru kararı alacak, “İstikrar” ve “güven” in yanı sıra bu işi tekrar ehli olan ve on üç yıldır başarılarına şahit olduğu kişi ve kişilere verecektir.

     “Sen ben” kavgasından uzak “Türkiye sevdasıyla” yeniden huzurlu ve istikrarlı günlere…

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SAYFALAR
KİM KİMDİR? Tümü
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV